SİRKÜLER

NO        : 2018 / 64                                                                                                                                                                                     18.10.2018

 

KONU: Kur Farklarında KDV Sorunu Hakkında;

Bilindiği üzere Katma Değer Vergisi Kanununun uygulanmaya başladığı 1984 yılından bu yana Kanunda kur farklarına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından bu durum zaman zaman farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kanunun uygulandığı ilk yıllarda Maliye İdaresi kur farklarının KDV’ye tabi olmadığı yönünde görüş verirken, daha sonra görüş değiştirerek KDV’ye tabi olduğu yönünde görüş bildirmeye başlamıştır. Bu durum doğal olarak farklı görüşlerin ortaya çıkmasına, mükellefler ile idare arasında kur farklarının katma değer vergisine tabi olup olmadığı ile ilgili görüş ayrılıklarında sıkça dava yoluna başvurulmasına sebebiyet vermiştir. Özellikle kurlardaki değişimin ani ve yüksek olduğu dönemlerde, kur farklarının katma değer vergisine konu edilip edilmeyeceği hususu daha da önem arz ettiğinden mükellefler açısından yakın takip edilen konular arasında yer almaktadır.

Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 24 üncü maddesi "Matraha Dahil Olan Unsurlar"ı düzenlemiş ve bu madde de “…………

 -Vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler.” in KDV matrahına dâhil olduğunu hüküm altına almıştır.

Söz konusu madde de açıkça yazmamakla birlikte madde de yer alan “gibi” ibaresinin içerisinde kur farklarının da olduğu değerlendirmiş ve kur farklarına KDV hesaplanması yönünde görüşler verilmiştir.

Daha sonra Katma Değer Vergisi Kanunu'nun "Matraha Dâhil Olan Unsurlar" başlıklı 24 üncü maddesi 1.5.2014 tarihinde yürürlüğe giren Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nde;

  • ”Matrah, Nispet ve İndirim” başlıklı 3’üncü bölümünün, ”A- Matrah, 5. Matraha Dahil Olan Unsurlar” başlığı altında düzenlenen ”3. Kur Farkları” alt başlıklı bölümünde: 

    “Bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkı esas itibarıyla vade farkı mahiyetinde olduğundan, matrahın bir unsuru olarak vergilendirilmesi gerekmektedir. 

Buna göre, teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcı tarafından fatura düzenlenmek ve faturada gösterilen kur farkına, teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran uygulanmak suretiyle katma değer vergisi hesaplanır. 

 Bedelin tahsil edildiği tarihte alıcı lehine kur farkı oluşması halinde, kur farkı tutarı üzerinden alıcı tarafından satıcıya bir fatura düzenlenerek, teslim ve hizmetin yapıldığı tarihteki oran üzerinden katma değer vergisi hesaplanması gerekmektedir.” 

 ”B. Oran, 1.2. Vade Farkı, Kur Farkı ve Matrahta Değişikliğe Yol Açan İşlemlerde Katma Değer Vergisi Oranı” başlığı altında düzenlenen ”1.2.2. Kur Farkları” alt başlıklı bölümünde: 

Teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcı tarafından faturada gösterilen kur farkına, teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran uygulanmak suretiyle katma değer vergisi hesaplanır. 

Bedelin tahsil edildiği tarihte alıcı lehine kur farkı oluşması halinde, kur farkı tutarı üzerinden alıcı tarafından, teslim ve hizmetin yapıldığı tarihteki oran üzerinden katma değer vergisi hesaplanması gerekmektedir.”  

şeklinde düzenlenmiş, idare bu görüşünü bir anlamda tebliğde açıklığa kavuşturmuştur.

Bunun üzerine mükellefler tarafından KDV Genel Uygulama Tebliği’nin konuya ilişkin bölümlerinin iptaline ilişkin dava açılmış, ancak kur farklarının KDV’ye tabi olduğunu belirten tebliğ açıklamalarının yasaya uygun olduğuna dair Danıştay 4. Dairesi tarafından karar verilmiştir (18.05.2017 gün E:2014/4834, K:2017/4605).

Daha sonra, Danıştay 4. Dairesi’nin bu Kararı davacı tarafından temyize götürülmüş olup, temyiz istemini değerlendiren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu ise 13 Aralık 2017 tarih ve E:2017/548, K:2017/606 sayılı Karar’ında;

  • Teslim ve hizmet işlemlerinin karşılığını teşkil eden bedel kavramı kanunda açıkça tanımlandıktan sonra, bedel kapsamında kabul edilmeyen ancak, matraha dâhil edilmesi gereken gelir unsurlarının sayıldığı Kanunun 24’üncü maddesinin (c) fıkrasında, kur farkına yer verilmemiş olması,

 

  • Kanunun 24’üncü maddesinde yer alan “gibi” ifadesinden yola çıkılarak kur farkının vade farkı mahiyetinde olduğu kabul edilmek suretiyle katma değer vergisi matrahına dâhil edilmesi, hukuk devletinin unsurlarından biri olan hukuki belirlilik ilkesiyle bağdaşmadığı gibi dava konusu Tebliğ ile katma değer vergisi matrahına ilişkin hükümlerin yorum yoluyla genişletilmesi, vergilendirmenin temel öğelerinin kanunla belirlenmesi gerekliliğini de kapsayan verginin kanuniliği ilkesine de aykırılık oluşturduğu,

 

  • Dövizli işlemler sonrasında mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan kişi tarafından her zaman ilave bir bedel elde edilmesinin mümkün olmaması (zira kur bazen de düşebilir), döviz kurunun düşmesi halinde alıcı lehine bir durumun oluşabileceği,

 

  • KDV Kanunu’nun 26’ncı maddesinde, mal veya hizmetin karşılığını teşkil eden bedelin döviz ile hesaplanması halinde; dövizin, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarihteki cari kur üzerinden Türk parasına çevrilmesi ve bu yolla bulunan tutarın katma değer vergisinin matrahını oluşturacağının açıkça belirleme altına alınmış olması, dolayısıyla bedelin farklı zamanlarda ödenmesi nedeniyle zaman içinde oluşabilecek kur farklarının matraha dâhil edilemeyeceği,

 

  • KDV Kanunu’nun 21’inci maddesinde, ithalatta verginin matrahına dâhil olan unsurlar arasında kur farkı sayılmasına rağmen 24’üncü maddesinde matraha dâhil olan unsurlar arasında kur farkına yer verilmemiş olması

Gerekçeleri ile Danıştay 4. Dairesi’nin kararını bozmuştur.

Bu karar üzerine 4. Daire konuyu tekrar inceleyecek ve muhtemelen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun kararına uyarak tebliğin ilgili bölümlerinin iptaline karar verecektir.

Ancak söz konusu tebliğin ilgili bölümü halen iptal edilmediğinden tebliğ açıklamaları yürürlükte bulunmakta ve ayrıca söz konusu Tebliğin değişik bölümlerinde iptale konu edilmeyen kur farkı düzenlemeleri bulunmaktadır. Bu nedenle Gelir İdaresince yeni bir düzenleme yapılana kadar, Türkiye’deki kişi veya kurumlara kesilen faturalarda, ödeme aşamasında oluşan kur farkları için fatura düzenlenmesi ve bu faturada da KDV uygulanması gerektiği yönündeki görüşler devam edecektir.

Diğer taraftan, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararı içtihadı birleştirme kararı niteliğinde olmadığı için ilk derece mahkemelerini ve Danıştay Dairelerini bağlayıcı niteliği de bulunmamaktadır.

Dolayısıyla tebliğ açıklamaları halen yürürlükte olduğundan, İdarece aksi belirtilmedikçe, kur farkına KDV uygulamayan mükellefler hakkında tarhiyat yapılabilecek ve tarhiyatın kaldırılması yine yargı yoluyla mümkün olabilecektir. Yani konu ilk derece mahkemesine taşınacak ve normal yargı seyrini izleyerek ancak tarhiyattan kurtulmak mümkün olacaktır.

Bunun için kur farklarının KDV’ye tabi olmadığı yönünde idarece bir düzenleme yapılana kadar herhangi bir tarhiyata muhatap olmamak adına eskisi gibi kur farkları için KDV uygulamasına devam edilmesinin faydalı olacağı kanaatindeyiz.

Saygılarımızla;

 

                                                                                                                                                                   BOYLAM DENETİM DANIŞMANLIK

                                                                                                                                                                 VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

 

 (*)Sirkülerlerimizde yer alan açıklamalar bilgilendirme amaçlı olup, tereddütlü konularla ilgili gerekli araştırmalar yapılmadan ya da tarafımızdan veya başka bir uzmandan görüş alınmadan yapılacak işlemler sonucunda doğacak zararlardan müşavirliğimiz sorumlu olmayacaktır.

 

 

Sosyal Medyada Biz!

İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ

Ankara Ofis (Merkez):  Mustafa Kemal Mah. Dumlupınar Bulvarı          No: 274/7 B-Blok Kat:16 No:190 
Mahall Ankara Çankaya / ANKARA
Tel   : +90 (312) 284 76 76-77
İstanbul Ofis: Acıbadem Caddesi
No: 190/16 Üsküdar / İSTANBUL
Tel   : +90 (216) 428 88 89

E-Bültene Üye Olun!

LOKASYONUMUZ