SİRKÜLER

NO        : 2019 / 53                                                                                                                                                                                               27.06.2019

 

KONU: Türk Ticaret Kanunu’na Göre Taahhüt Edilen Sermayenin Ödenmemesi Durumunda Karşılaşılabilecek Riskler;

Bilindiği üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş ve özellikle şirketlerin tüzel kişilik kazanmaları, nev’i değişiklikleri, birleşme, bölünme, sermaye azaltımı ve artırımı ile sermaye taahhütlerinin yerine getirilmesi konularında önemli değişiklikler yapmıştır.

Bu Sirkülerimizde şirket ortaklarının şirket sermayesine koymayı taahhüt ettikleri sermaye borcunu ödememeleri durumunda 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Kanunları açısından karılaşabilecekleri riskler konu edilmiş, şirketin ve şirket ortaklarının bu durumda muhatap olabilecekleri yaptırımlara kısaca yer verilmiştir.

Şirketlerde sermaye artırımı genel olarak kanunen bilançoda yer alan kalemlerden sermayeye eklenmesine izin verilen fonlardan yapılması yanında, sermaye artırımına katılmayı taahhüt eden şirket ortaklarınca ayni veya nakdi sermaye getirilerek de yapılabilir. Konuya ilişkin olarak Türk Ticaret Kanununun “Sermaye koyma borcu” başlıklı 127 nci maddesinde ne tür varlıkların şirkete sermaye olarak konulabileceğinden bahsedildikten sonra 128 nci maddesinde genel olarak “Her ortak, usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçludur.” Hükmü ile bu taahhüdünü yerine getirmeyen ortakların şirkete karşı sorumlu olacakları düzenlemesine yer verilmiştir. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun pay bedellerinin nakdi ödenmesi ile ilgili 344. maddesine göre, “ Nakden taahhüt edilen payların itibarî değerlerinin en az yüzde yirmibeşi tescilden önce, gerisi de şirketin tescilini izleyen yirmi dört ay içinde ödenir. Payların çıkarma primlerinin tamamı tescilden önce ödenir.” Düzenlemesi yapılmıştır.

Aynı Kanunun “Temerrüt faizi” başlıklı 129 ncu maddesinde ise zamanında ifa edilmeyen sermaye taahhüdünün, aksine şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede hüküm yoksa, şirketin tescili anından itibaren temerrüt faizi ile ödeneceği, yine 130 uncu maddesinde ise alacaklar şirketçe tahsil edilmiş olmadıkça sermaye borcundan kurtulunmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Yine Türk Ticaret Kanunu’nun 482 nci maddesinde sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesinin sonuçları konu edilmiş  482 nci maddesinin 1 nci bendine göre “Sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmeyen pay sahibi, ihtara gerek olmaksızın, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.” denilmiş, 2 nci bendinde ise sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen pay sahipleri ile ilgili olarak yönetim kuruluna “ yönetim kurulu, mütemerrit pay sahibini, iştirak taahhüdünden ve yaptığı kısmi ödemelerden doğan haklarından yoksun bırakmaya ve söz konusu payı satıp yerine başkasını almaya ve kendisine verilmiş pay senedi varsa, bunları iptal etmeye yetkilidir. İptal edilen pay senetleri ele geçirilemiyorsa iptal kararı 35 inci maddede yazılı gazetede ve ayrıca esas sözleşmenin öngördüğü şekilde ilan olunur.” Şeklinde bir takım yetkiler verilmiştir.  

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere taahhüt edilen sermayenin ortaklarca yasal süresi içerisinde yerine getirilmemesi ve sonuçları ile ilgili hükümler Türk Ticaret Kanunu’nun muhtelif maddelerinde düzenleme altına alınmıştır. Türk Ticaret Kanunun ilgili maddelerinde yer verilen bu düzenlemeler yanında özellikle son dönemlerde bu konu vergi mevzuatı açısından da mercek altına alınmış ve sermaye taahhüdünü zamanında yerine getirmeyen şirketler hakkında Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13 ncü maddesi hükmüne göre örtülü kazanç dağıtımının gerçekleştiği kabul edilerek vergi inceleme elemanlarınca ilgili şirketler örtülü kazanç dağıtımı yönünden vergi incelemesine alınmaya başlanmıştır.

Kurumlar Vergisi Kanununun 13 ncü maddesinin birinci fıkrasına göre, kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazancı tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtmış sayılmakta ve ilişkili kişilerle yapılan alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilmektedir.

Yine aynı maddenin 2 nci fıkrasında ilişkili kişi; kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder şeklinde tanımlanmaktadır.

Hal böyleyken, Kurumlar Vergisi Kanununun 13 ncü maddesinde düzenlenmiş olan transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına ilişkin yapılan düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda mali idarece kurum ortaklarının şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye borcunu zamanında veya hiç yerine getirmemesi ve bu borca temerrüt faizinin de işletilmemesi durumunda yerine getirilmeyen sermaye borcunun Kurum açısından örtülü kazanç olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, dolayısıyla taahhüt edilip ödenmeyen sermaye tutarına faiz işletilmek suretiyle diğer bir ifadeyle adatlandırma yapmak suretiyle örtülü kazanç üzerinden vergilendirme yapılmaktadır.

Kısacası Şirketlerin ortakların koymayı taahhüt ettikleri sermayeleri süresi içerisinde getirip getirmediklerine dikkat ederek getirmedikleri durumlarda yine aynı Kanunda yer alan ifa edilmeyen sermaye taahhüdünün temerrüt faiziyle birlikte  ödeneceği hükmünü yerine getirmeleri gerekmektedir. Ancak söz konusu Türk Ticaret Kanunu’nun konuya ilişkin hükümlerinden  “Temerrüt faizi” başlıklı 129 ncu maddesinde zamanında ifa edilmeyen sermaye taahhüdünün, aksine şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede hüküm yoksa, şirketin tescili anından itibaren temerrüt faizi ile ödeneceği hükmü göz önüne alındığında Şirketler Esas Sözleşmelerine koyacakları bir hükümle bu durumun örtülü kazanç kapsamına alınmasından kaçınabileceklerdir.

Yukarıda da kısaca yer verildiği üzere Türk Ticaret Kanunu’nun “Temerrüt faizi” başlıklı 129 ncu maddesinde sermaye taahhüdünün yerine getirilmemesi durumunda şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede aksine hüküm yoksa temerrüt faizi ile ödeneceği belirtildiğinden Şirketlerce bu sözleşmelere “Sermaye ödemesinin pay sahipleri tarafından Türk Ticaret Kanunu ve Esas Sözleşme hükümleri uyarınca belirtilen zamanlarda ödenmemesi ve ödemelerde temerrüde düşülmesi durumunda Türk Ticaret Kanunu madde 129 uyarınca temerrüt faizi uygulanmayacaktır.” Şeklinde bir ibare konulması halinde Kurumlar Vergisi Kanununun 13 ncü maddesinde düzenlenmiş olan transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına ilişkin yaptırımlarla karşı karşıya kalınmayacağı, ayrıca bu konuya yönelik bir vergi incelemesiyle de muhatap olunmayacağı kanaatindeyiz.

Saygılarımızla;    

           

                                                                                BOYLAM DENETİM DANIŞMANLIK

                                                                               VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

 

(*)Sirkülerlerimizde yer alan açıklamalar bilgilendirme amaçlı olup, tereddütlü konularla ilgili gerekli araştırmalar yapılmadan ya da tarafımızdan veya başka bir uzmandan görüş alınmadan yapılacak işlemler sonucunda doğacak zararlardan müşavirliğimiz sorumlu olmayacaktır.

 

Sosyal Medyada Biz!

İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ

Ankara Ofis (Merkez):  Mustafa Kemal Mah. Dumlupınar Bulvarı          No: 274/7 B-Blok Kat:16 No:190 
Mahall Ankara Çankaya / ANKARA
Tel   : +90 (312) 284 76 76-77
İstanbul Ofis: Acıbadem Caddesi
No: 190/16 Üsküdar / İSTANBUL
Tel   : +90 (216) 428 88 89

E-Bültene Üye Olun!

LOKASYONUMUZ